ODTÜ Ormanı: Bir Bozkırdan Doğan Miras

Bugün Ankara’nın simgelerinden biri olan ODTÜ Ormanı, yalnızca bir ağaçlandırma projesi değil;

bilimsel düşüncenin, toplumsal dayanışmanın ve geleceğe duyulan sorumluluğun yaşayan bir sembolüdür.

1960’ların başında ODTÜ’ye tahsis edilen arazi, büyük ölçüde erozyona uğramış, bitki örtüsü son derece sınırlı bozkırlardan oluşuyordu.

Pek çok kişi bu arazide modern bir üniversite kampüsü kurulmasını bile zor görürken, dönemin Rektörü Kemal Kurdaş çok daha büyük bir hedef ortaya koydu:

Bozkırın ortasında bilimle doğanın iç içe geçtiği bir yaşam alanı yaratmak.

“Bir üniversite kurarken aynı zamanda bir orman da kurduk.”

 

Bir Fidanla Başlayan Yolculuk

1961 yılında başlayan ağaçlandırma çalışmaları, Türkiye’nin en kapsamlı çevre seferberliklerinden birine dönüştü.

Öğrenciler, akademisyenler, çalışanlar, mezunlar ve gönüllüler yıllar boyunca birlikte çalışarak erozyonla mücadele etti, teraslar açtı, su yolları oluşturdu ve milyonlarca fidanı toprakla buluşturdu.

Sekiz yıl boyunca aralıksız sürdürülen çalışmalar sonucunda yaklaşık 12 milyon ağaç dikildi. Meşe, karaçam, badem, çınar ve çok sayıda farklı türden oluşan zengin bir ekosistem ortaya çıktı.

Bir zamanlar çıplak tepelerden oluşan arazi, bugün Ankara’nın en önemli yeşil alanlarından biri olan 32 milyondan fazla ağaca sahip bir orman haline geldi.

Bartın Deresi’nden Gelen Çınarlar

ODTÜ Ormanı’nın en özel hikâyelerinden biri çınar ağaçlarıdır.

O yıllarda Türkiye’de yeterli sayıda çınar fidanı bulunamadığından, Bartın Deresi kıyılarından genç çınarlar özenle sökülerek kamyonlarla Ankara’ya taşındı.

Yıllar sonra Kemal Kurdaş bu ağaçları sevgiyle “Bartın Deresi Göçmenleri” olarak anacaktı.

Bugün kampüsün farklı noktalarında yükselen görkemli çınarlar, ODTÜ’nün doğaya olan inancının yaşayan tanıklarıdır.

Ankara’nın Akciğeri

ODTÜ Ormanı yalnızca üniversite kampüsünün değil, Ankara’nın da en önemli doğal varlıklarından biridir.

Bir zamanlar kurak ve çıplak olan bu bölge bugün yüzlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan zengin bir ekosistemdir.

ODTÜ Ormanı, Ankara’nın hava kalitesine, biyolojik çeşitliliğine ve iklim dengesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Ormanla birlikte gelişen kampüs, doğa ve bilimin uyum içinde var olabileceğinin en güçlü örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.

“Bozkırda yeşeren bir üniversite, üniversitenin içinde büyüyen bir orman.”

Dünyanın Takdir Ettiği Bir Başarı

ODTÜ Ormanı ve kampüsü, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası ölçekte de örnek gösterilen bir dönüşüm projesidir.

1995 yılında ODTÜ Ağaçlandırma Programı, mimarlık, çevre ve toplumsal kalkınma alanlarında dünyanın en saygın ödüllerinden biri olan Aga Khan Award for Architecture ile ödüllendirildi.

Bu ödül, bozkırın bilimsel planlama, çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal katılımla dönüştürülmesinin uluslararası ölçekteki takdiri oldu.

Ödül; dönemin rektörü Kemal Kurdaş’ın vizyonunu, kampüsün mimarı Behruz Çinici’nin tasarım yaklaşımını ve ağaçlandırma çalışmalarını yürüten ekiplerin olağanüstü emeğini taçlandırdı.

“Bir bozkırı geleceğe dönüştüren vizyon.”

UNESCO Dünya Mirası Yolunda

ODTÜ’nün hikâyesi, Aga Khan Ödülü ile sınırlı kalmadı.

2026 yılında ODTÜ Kampüsü, “The Modern Heritage of Middle East Technical University Campus” adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne kabul edildi.

UNESCO adaylık dosyasında ODTÜ; modern mimarlığın, planlı kampüs tasarımının, arkeolojik değerlerin, Eymir Gölü’nün ve dünyanın en başarılı üniversite ağaçlandırma projelerinden biri olan ODTÜ Ormanı’nın oluşturduğu bütüncül bir kültürel peyzaj olarak tanımlanmaktadır.

Bu gelişme, ODTÜ Ormanı’nın yalnızca Ankara’nın veya Türkiye’nin değil, insanlığın ortak mirası olarak kabul edildiğinin önemli bir göstergesidir.

1961 – İlk fidanlar dikildi.
1995 – Aga Khan Mimarlık Ödülü.
2026 – UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi.

Bir bozkırda başlayan hayal, dünya mirası olma yolunda ilerliyor.

ODTÜ Ormanı Bir Topluluk Eseridir

ODTÜ Ormanı’nın hikâyesi aslında ODTÜ topluluğunun hikâyesidir.

Bu orman, yalnızca fidanlarla değil; öğrencilerin emeği, akademisyenlerin bilgisi, çalışanların özverisi ve mezunların aidiyetiyle büyüdü.

Binlerce ODTÜ’lü yıllar boyunca burada ağaç dikti, bakım yaptı ve bu mirası korudu.

Bugün kampüste gezerken gördüğümüz her ağaç, geleceğe duyulan güvenin ve ortak sorumluluğun sessiz bir temsilcisidir.

Yeni Bir ODTÜ Ormanı İçin

Altmış yılı aşkın süre önce ODTÜ topluluğu bozkırın ortasında milyonlarca ağacın yeşerdiği bir mucize yarattı.

Bu miras bugün uluslararası ödüllerle onurlandırılmış, UNESCO tarafından tanınmış ve dünyanın örnek çevre projelerinden biri haline gelmiştir.

Şimdi aynı dayanışma ruhuyla yeni bir adım atmak istiyoruz.

Mezunlarımızın, dostlarımızın ve tüm ODTÜ ailesinin desteğiyle kampüs dışında yeni bir ODTÜ Ormanı oluşturmayı hedefliyoruz.

Çünkü bazı miraslar yalnızca korunmaz.

Büyütülür.

7-8 KASIM 2026

🌱 Geleceğe nefes olacak ODTÜ Ormanı’nı tüm dünyada birlikte yeşertelim. 🌱